Mehmet Akif Ersoy,
(d. 20 Aralık 1873, İstanbul, Osmanlı Devleti – ö. 27 Aralık 1936, İstanbul, Türkiye). Türk şair ve düşünce adamı, Burdur Milletvekili, İstiklâl Marşı şairi olması bakımından da Millî Şair ismini almıştır.
Mehmet Akif, Hicri 1290 yılı Şevval ayında (Aralık 1873), İstanbul'da Fatih'in Sarıgüzel mahallesinde, ailesine ait evde dünyaya geldi. Bir medrese hocası olan babası doğumuna ebced hesabıyla tarih düşerek hicri 1290 rakamına karşılık ona Rağıyf adını verdi, ancak bu yapma kelime anlaşılmadığı için çevresi onu Akif diye çağırıldı. Yalnızca babası vefatına kadar oğluna Rağıyf adıyla seslendi.
Ailesi [değiştir]
Mehmet Akif'in babası Fatih Medresesi müderrislerinden Mehmed Tahir Efendi (1826-1888), annesi ise Emine Cemile Hanım'dır (1836-1926). Babası öğrenim için küçük yaşlarda o dönemlerde Osmanlı'ya bağlı bir yerleşim birimi olan Arnavutluk'un İpek kazasına bağlı Şuşise köyünden İstanbul'a gelmişti. Samsun'da doğan annesi ise aslen Buharalı olan Buharalı Mehmed Efendi'nin kızı H. Emine Şerife hanımdı.
Tahir Efendi, Emine Hanım'ın ikinci eşiydi. İlk kocası ve ondan olan üç çocuğu vefat etmişti. Ailenin oturduğu Sarıgüzel'deki ev de vefat eden eşinden kalmıştı. Tahir Efendi Emine Hanımla evlendiğinde 45 yaşlarındaydı. Çiftin Akif'ten iki yıl sonra Nuriye adında bir kız çocukları olmuştu.
Medrese tahsili ve hocalığı zamanında temizliği ile tanınan Tahir Efendi'ye temiz lakabı verildi ve İpekli Temiz Tahir Efendi diye anıldı. Mehmet Akif çocukluk dönemi için
“ Çocukluğumda, evet, bahtiyâr idim cidden,
Harîm-i âilenin farkı yoktu cennetten
Eserleri [değiştir]
• Safahat 1911
• Süleymaniye Kürsüsünde 1911
• Hakkın Sesleri 1912
• Fatih Kürsüsünde 1913
• Hatıralar 1917
• Asım 1919
• İstiklâl Marşı 1921 (Şair bu eserin kendisine değil, Türk milletine ait olduğunu belirterek, onu Safahat'a dahil etmemiştir.)
• Gölgeler 1933
Halide Edip Adıvar
(d.1884 - ö.1964) Türk yazar ve siyasetçi. Birçok kitabı sinemaya ve televizyon dizilerine uyarlanmıştır.
Hayatı [değiştir]
1884 yılında İstanbul'da doğdu. Üsküdar Amerikan Koleji'nde okudu. Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nde Rıza Tevfik Bölükbaşı'nın Fransız edebiyatı derslerine katıldı ve Doğu edebiyatıyla ilgilendi. Bu sıralarda ilk karısı Ecem yılmaz'la evlendi. 1899 yılında henüz 15 yaşındayken çevirdiği J. Abott'ın "Ana" adlı eseriyle II. Abdülhamit tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. 1901 yılında Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden mezun oldu. 1908'de gazetelerde kadın haklarıyla ilgili yazılar yazmaya başladı. Bu nedenle Osmanlı içerisindeki muhafazakar çevrelerin tepkisini çekti. 31 Mart Ayaklanması sırasında kısa süre için Mısır'a gitti. 1909'da İstanbul'a geri döndü ve öğretmenlik ile müfettişlik görevlerinde bulundu. Balkan Savaşları sırasında hastanelerde hizmet verdi. Halide hanım Kurtuluş Savaşı sırasında askeri üniforma giymiştir. "Onbaşı" olarak anılmıştır. Eğitim ve sağlık alanında yürüttüğü bu çalışmalar Halide Edip'e çeşitli kesimlerden insanları tanıma imkanı tanıdı. 1917'de ikinci evliliğini Adnan Adıvar ile yaptı. 1919'da Sultanahmet Meydanı'nda, İzmir'in İşgali'ni protesto mitinginde çok etkili bir konuşma yaptı. Bir dönem Amerikan mandasını savundu. 1920'de onbaşı rütbesiyle Kurtuluş Savaşı'na katıldı, sonra da üstçavuş oldu.
Kurtuluş Savaşı'nı müteakiben Cumhuriyet Halk Fırkası ve Mustafa Kemal Atatürk ile siyasi fikir ayrılıkları yaşadı. Kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye'den ayrıldı. 1939 yılına dek yurtdışında yaşadı. 1939'da İstanbul'a döndü ve 1940 yılında İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Filolojisi Bölümü başkanlığına getirildi.
1950 yılında Demokrat Parti listesinden TBMM'ye girdi ve bağımsız milletvekili olarak görev aldı. 1954 yılında bu görevinden ayrıldı ve inzivaya çekildi. Adıvar, 1964 yılında İstanbul'da yaşamını yitirdi.
Eserleri [
• Mor Salkımlı Ev
• Ateşten Gömlek
• Vurun Kahpeye
• Yolpalas Cinayeti
• Hayat Parçaları
• Sinekli Bakkal
• Dağa Çıkan Kurt
• Zeyno'nun Oğlu
• Döner Ayna, Sevda Sokağı
• Mev'ut Hüküm
Sait Faik Abasıyanık ya da Sait Faik
(d. 18 Kasım 1906 – ö. 11 Mayıs 1954). Türk yazar. Türk edebiyatının klasiklerinden olmuş öyküleriyle tanınır.
•
HAYATI
1906'da Adapazarı'nda doğmuştur. Tüccardan Mehmet Faik bey'in oğludur. Asıl adı Mehmet Sait'tir. İlköğrenimini Adapazarı'nda, ortaöğrenimini İstanbul Erkek Lisesi ve Bursa Lisesi'nde görmüştür. 1928-1930 yılları arasında İstanbul Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okumuştur. Babasının isteği üzerine iktisat öğrenimi için İsviçre'ye gitmiş ancak hemen buradan edebiyat okumak üzere Fransa'ya geçmiş ve gerek doğal çevresi, gerek kültürel yapısıyla kendisine ilginç gelen Grenoble'da üç yıl kalmıştır (1931-1935). Grenoble'da sürdürdüğü dağınık yaşam tarzı nedeniyle babası onu geri çağırmış ve yüksek öğrenimini yarıda bırakarak yurda dönmüştür. Türkiye'ye dönünce babasının yanında ticaretle uğraşmayı denemiş, başarılı olamamıştır. Kısa bir süre için Haber Gazetesi'nin adliye muhabirliğini yapmıştır. Sadece yazılarıyla uğraşmaya karar vermiştir. Babasının ölümünden sonra (1939) onun bıraktığı gelirle annesiyle Burgaz Adası'ndaki evinde yaşamıştır. Hayatında yazmaya ara verdiği üç dönem olmuştur. Birincisi 1939'da babasının ölümü, ikincisi 1946'da kendisine siroz teşhisi konması, üçüncüsü ise 1951'de Kayıp Aranıyor romanının toplatılması olmuştur. 1953 yılında Amerika'daki Mark Twain derneğine onur üyesi seçilmiştir. 1954 yılında İstanbul'da, şimdi müze olan Burgaz adasındaki evinde (Sait Faik Müzesi) siroz hastalığından hayata gözlerini yummuştur. Annesi ölümünden sonra bu evi Darüşşafaka Lisesi'ne bağışlamıştır.
Ölümünden sonra anısını yaşatmak için annesi tarafından adına bir öykü ödülü (Sait Faik Hikaye Armağanı) konmuştur.
Yapıtları [değiştir]
1. Semaver, 1936
2. Sarnıç, 1939
3. Şahmerdan, 1940
4. Medarı Maişet Motoru(Birtakım İnsanlar), 1940
5. Lüzumsuz Adam, 1948
6. Mahalle Kahvesi, 1950
7. Havada Bulut, 1951
8. Kayıp Aranıyor, 1951
9. Kumpanya, 1951
10. Havuz Başı, 1951
11. Şimdi Sevişme Vakti, 1953
12. Alemdağda Var Bir Yılan, 1954
13. Az Şekerli, 1954
14. Tüneldeki Çocuk, 1955
15. Mahkeme Kapısı, 1956
16. Açık Hava Oteli, 1980
Yûnus Emre (~1240 - ~1321), Anadolu'da Türkçe şiirin öncüsü olan mutasavvıf bir Türk halk şairi.
HAYATI
Tarihî hayat ve şahsiyeti hakkında pek az şey bildiğimiz Yûnus Emre, Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmaya ve Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde küçük-büyük Türk Beylikleri'nin kurulmaya başladığı 13. yy ortalarından Osmanlı Beyliği'nin filizlenmeye başladığı 14. yy'ın ilk çeyreğinde Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış bir Türkmen kocası, şair bir erendir. Yûnus'un yaşadığı yıllar, Anadolu Türklüğünün Moğol akın ve yağmalarıyla, iç kavga ve çekişmelerle, siyasî otorite zayıflığıyla, dahası kıtlık ve kuraklıklarla perişan olduğu yıllardır. 13. yy'ın ikinci yarısı, sadece siyasî çekişmelerin değil, çeşitli gayrısünni mezhep ve inançların, batınî ve mutezilî görüşlerin de yoğun bir şekilde yayılmaya başladığı bir zamandır. İşte böyle bir ortamda, Mevlânâ Celaleddin-i Rûmî, Hacı Bektaş-ı Velî, Ahî Evrân-ı Velî, Ahmed Fakih gibi ilim ve irfan kutuplarıyla birlikte Yûnus Emre, Allah sevgisini, aşk ve güzel ahlakla ilgili düşüncelerini, her türlü batıl inanca karşı gerçek İslam tasavvufunu işleyerek Türk-İslam birliğinin oluşmasında önemli vazifeler ifa etmiştir. Yûnus Emre, "Risalet-ün Nushiyye" adlı mesnevîsinin sonunda verdiği;
Söze târîh yidi yüz yidiyidi
Yûnus cânı bu yolda fidîyidi
beytinden anlaşıldığı kadarıyla H. 707 (M. 1307-8) tarihlerinde hayattadır. Yine, Adnan Erzi tarafından Bayezıd Devlet Kütüphanesi'nde bulunan 7912 numaralı yazmada şu ifadelere rastlanmaktadır:
Vefât-ı Yûnus Emre
Müddet-i ***Ömr 82
Sene 720
Bu belgeden anlaşılacağı üzere, Yûnus Emre, H. 648 (M. 1240-1) yılında doğmuş, 82 yıllık bir dünya hayatından sonra H. 720 (M. 1320-1) yılında Hakk'a yürümüştür.
Doğduğu yer konusundaki tartışmalar Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy ile Karaman üzerinde yoğunlaşmaktadır. Menakıpnâmelerle şiirlerinden çıkarılan bilgilere göre Babalılardan Taptuk Emre'nin dervişidir. Hacı Bektaş-ı Veli ile ilgisi Vilayetname'den kaynaklanmaktadır. Yine şiirlerinden tasavvuf yolunu seçtiği, iyi bir öğrenim gördüğü anlaşılmaktadır. Anadolu kentlerini dolaştığı, Azerbaycan ve Şam'a gittiği, Mevlana'yla görüştüğü, giderek şeyh olduğu da bu bilgiler arasındadır
Şiiri [değiştir]
Ozanlığının yanısıra dili, düşünceleri, işlediği konularla Anadolu'da gelişen Türk edebiyatının en büyük adlarından sayılan Yûnus Emre, yalnız halk ve tekke şiirini değil, divan şiirini de etkiledi, yaşarlığını çağlar boyu sürdürdü. Hece ve aruzla yazdığı şiirlerinde sevgiyi temel aldı. Tasavvufla, İslam düşüncesiyle beslenen dizelerinde insanın kendisiyle, nesnelerle, Allah'la ilişkilerini işledi, ölüm, doğum, yaşama bağlılık, İlahi adalet, insan sevgisi gibi konuları ele aldı. Çağına hâkim olan düşünüş biçimini ve kültürü konuşulan dille, yalın akıcı bir söyleyişle dile getirdi; kendinden önce yetişmiş İran ozanlarının, çağdaşlarının yapıtlarında geçen kavramlara yeni bir öz, yeni bir deyiş kattı. Bu yanıyla tasavvuf düşüncesini, Alevi-Bektaşi inançlarını zenginleştirdi, kendi adına bağlanan tekke şiirinin Anadolu'daki ilk temsilcilerindendir.
Ümit Yaşar Oğuzcan
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Git ve: kullan, ara
Ümit Yaşar Oğuzcan, (22 Ağustos 1926 - 4 Kasım 1984), Türk şair.
Ümit Yaşar, Tarsus’ta doğdu. Babasının adı lütfi, annesinin adı güzidedir. Eskişehir Ticaret Lisesi’nden mezun oldu. Otuz yıla yakın bankacılık sektöründe çalıştı. İstanbul’da kendi adını taşıyan sanat galerisi kurdu.
Şiire 1940’da Yedigün şairleri arasında başlayan şairin toplam 50 eseri yayınlandı. Şiir plakları, şarkı sözleri ve yergileriyle tanınan Oğuzcan, günümüzün en popüler şairlerindendir. Genellikle Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığında ve aşk, ayrılık, özlem temaları ekseninde çoğalttığı şiirini, 1973’te büyük oğlu Vedat’ın intahar etmesi üzerine, hayatın boşluğu, ölüm ve acı gibi derinliklere, öz ve biçim yoğunlaştırmalarına yöneltti. Şairlik başarısını, daha etkili, aruzla yazdığı rubailerinde gösterdi. İşte, bestelenmiş olan örnek rübailerinden biri:
Biraz kül, biraz duman.. O, benim işte,
Kerem misâli yanan.. O, benim işte.
İnanma gözlerime; ben, ben değilim,
Beni sevdiğin zaman.. O, benim işte!
Eserleri [değiştir]
• İnsanoğlu (1947)
• Dolmuş (1955)
• Aşkımızın Son Çarşambası (1955)
• Bir Daha Ölmek (1956)
• Kör Ayna (1957)
• İki Kişiye Bir Dünya (1957)
• Beni Unutma (ilk yedi kitabından seçmeler) (1959)
• Karanlığın Gözleri (1960)
• Akıllı Maymunlar (1960)
• Seninle Ölmek İstiyorum (1960)
• Üstüme Varma İstanbul (1961)
• Sahibini Arayan Mektuplar (1961)
• Yeni Dünya Rekoru (1961)
• Sevenler Ölmez (1962)
• Çigan Gözler (1962), Ötesi Yok (1963)
• Hüzün Şarkıları (1963)
• Bir Gün Anlarsın (1965)
• Sadrazamın Sol Kulağı (1965)
• Mihribana Şiirler (1965)
• Taşlar ve Başlar (1966)
• Seni Sevmek (1966)
• İnşallahla Maşallah (1966)
• Toprak Olana Kadar (1968)
• Göbek Davası (1968)
Behçet Necatigil,
16 Nisan 1916 tarihinde İstanbul'da doğdu. İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu ve Edebiyat Bölümünden mezun oldu. Kars, Zonguldak ve Kabataş Erkek Lisesi'nde, İstanbul Eğitim Fakültesi'nde edebiyat öğretmenliği yaptı. Kabataş Erkek Lisesi'nde Demir Özlü, Hilmi Yavuz gibi yazar ve şairlerin öğretmeni oldu.
13 Aralık 1979 tarihinde de İstanbul'da öldü.
İlk şiiri, lise öğrencisi olduğu yıllarda Varlık dergisinde çıktı. O tarihten, ölümüne kadar hep şiirinin ve edebiyatının içinde oldu. Şiirlerinde evler, aile, çevre, aşklar, bunalımlar, hastalıklar, yalnızlıklar ve ölüm onun kendine has anlatımı ile çok defa kısa mısralar haline gelir. Eski ve yeni kelimeleri ustaca şiirine yerleştirir. Sağlam ve tutarlı bir şiir dünyası vardır.
Şiir kitapları dışında, düz yazılarını içinde topladığı Bile/Yazdı adlı eseri de bulunmaktadır.
Almanca'dan çevirileri de olan Necatigil, radyo oyunları da yazmıştır. Bu alandaki çalışmalarını Yıldızlara Bakmak(1965), Gece Alevi(1967), Üç Turunçlar(1970), Pencere(1975) kitaplarında topladı.
Ailesi ölümünden sonra, Necatigil Şiir Ödülü oluşturdu, ödül her yıl verilmektedir.
Kabataş Erkek Lisesi 3 Fen-F sınıfına Behçet Necatigil Dersliği adı verilmiştir.
ŞİİR KİTAPLARI
Kapalı çarşı (1945)
Çevre (1951)
Evler(1953)
Eski Toprak (1956)
Arada (1958)
Darçağ (1960)
Yaz Dönemi (1963)
Divançe (1965)
İki Başına Yürümek (1968)
En/Cam (1970)
Zebra (1973)
Kareler Aklar (1975)
Sevgilerde (1976)
Beyler (1978)
Söyleriz(
PEYAMİ SAFA
Hayatı [değiştir]
Servet-i Fünun dönemi şairlerinden İsmail Safa'nın oğludur. Sivas'a sürgüne gönderilen babasının orada ölmesi üzerine [1901] yılında iki yaşında yetim kalmış, bu yüzden "Yetim-i Safa" adıyla anılmıştır. Babasız büyümenin acılarının yanısıra, sekiz dokuz yaşlarında yakalandığı bir kemik hastalığı dolayısıyla 17 yaşına kadar, bu hastalığın fiziksel ve ruhsal bunalımlarını yaşamıştır. Sonradan bu günlerini ünlü Dokuzuncu Hariciye Koğuşu adlı romanında dile getirmiştir. Ayrıca Fatih-Harbiye gibi diğer romanlarında da kendi hastalığının buhranını yansıttığı karakterlere rastlanır.
Hastalık ve savaşın yol açtığı maddî sıkıntılar dolayısıyla öğrenimini sürdürememiş, o sıralar Maarif Nazırı olan Recaizade Ekrem Bey (Recaizade Mahmut Ekrem), bu görevinden ayrılınca onu Galatasaray Lisesi'nde okutma vaadini yerine getirememiş, Peyami Safa da hayatını kazanmak ve annesine bakmak için Vefa İdadisi'ndeki öğrenimini yarıda bırakmıştır. Keaton Matbaası'nda bir süre çalışan Peyami Safa, açılan sınavı kazanarak Posta - Telgraf Nezareti'ne girmiş, Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasına kadar orada çalışmıştır (1914). Daha sonra Boğaziçi'ndeki Rehber-i İttihat Mektebi'nde öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Dört yıl çalıştığı bu okulda, hem öğretmiş, hem de kendi çabasıyla Fransızca'sını ilerletmiştir.
1918 yılında ağabeyi İlhami Safa'nın isteğine uyarak öğretmenlikten ayrılmış ve birlikte çıkardıkları "20. Asır" adlı akşam gazetesinde "Asrın Hikâyeleri" başlığı altında yazdığı öykülerle gazetecilik yaşben eşşeğim başlamıştır. İmzasız olarak yazdığı bu hikâyelerin tutulması üzerine Server Bedi takma adını kullanmaya başlayan Peyami Safa, daha sonra 1921'de Son Telgraf gazetesinde yazmış, oradan da Tasvir-i Efkâr'a geçmiştir. Daha sonra Cumhuriyet gazetesine geçmiş, 1940 yılına kadar bu gazetede fıkra ve makalelerinin yanısıra, roman da tefrika etmiştir.
1960'lı yıllara kadar başta Milliyet olmak üzere birçok gazete ve dergide yazan Peyami Safa 27 Mayıs'tan sonra Son Havadis gazetesinde yazmaya başlamıştır (1961). Aynı yıl Erzurum'da yedek subaylığını yapmakta olan tek oğlu murat'ın ölümü üzerine büyük bir sarsıntı geçiren Peyami Safa, iki üç ay sonra İstanbul'da ölmüştür.
Eserleri [değiştir]
Hikâye [değiştir]
• Bir gencin hayati (1921)
• Gençliğimiz (1922)
• Siyah Beyaz Hikâyeler (1923)
• İstanbul Hikâyeleri (1923)
• Aşk Oyunları (1924)
• Süngülerin Gölgesinde (1924)
• Ateşböcekleri (1925)
• İki Öksüz Arkadaş
Attilâ İlhan+
(d. 15 Haziran 1925 - ö. 10 Ekim 2005), Türk şair, aydın, romancı, denemeci, gazeteci ve eleştirmen. Hayatı [değiştir]
İlk Gençlik Yılları [
15 Haziran 1925'te Menemen'de doğdu. Kardeşi, oyuncu Çolpan İlhan'dır. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir'de, kalanını ise babasının mesleği dolayısıyla gittikleri farklı bölgelerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanmasıyla 1941 Şubat'ında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözaltında kaldı, iki ay hapis yattı. Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi'ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanı'nda Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle pek çok ünlü şairi geride bırakarak ikincilik ödülünü aldı. 1946'ta mezun oldu. İstanbul Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayımlanmaya başladı. Hukuk Fakültesi’ndeki yüksek öğrenimini yarıda bıraktı. 1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı kendi imkânlarıyla çıkardı.
Paris Yılları [değiştir]
1948 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Nâzım Hikmet'i kurtarma hareketine katılmak üzere ilk kez Paris'e gitti. Bu harekette aktif rol oynadı. Fransız toplumu ve orada bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki eserlerinde yer alan birçok karakter ve olaya temel oluşturmuştur. Türkiye'ye geri dönüşünde başı sık sık polisle derde girdi. Sansaryan Han'daki sorgulamalar ölüm, tehlike, gerilim temalarının işlendiği eserlerinde önemli rol oynamıştır. Bir kaç kez gözaltına alındı.
İstanbul - Paris - İzmir Üçgeni [değiştir]
1951 yılında Gerçek gazetesinde bir yazısından dolayı kovuşturmaya uğrayınca Paris'e tekrar gitti. Fransa'daki bu dönem, Attilâ İlhan'ın Fransızcayı ve Marksizmi öğrendiği yıllardır. 1950'li yılları İstanbul - İzmir - Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini yavaş yavaş Türkiye çapında duyurmaya başladı. Yurda döndükten sonra, Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı. Sinemayla olan ilişkisi, yine bu dönemde, 1953'te Vatan gazetesinde sinema eleştirileri yazmasıyla başlar.
Sevişmek ve Aynanın İçindekiler dizisinden Bıçağın Ucu yayımlandı. 1968'de evlendi, 15 yıl evli kaldı.
Şiir kitapları [değiştir]
• Duvar (1948)
• Sisler Bulvarı (1954)
• Yağmur Kaçağı (1955)
• Ben Sana Mecburum (1960)
Fazıl Hüsnü Dağlarca (d. 1914, İstanbul), ünlü Türk yazardır.
Harp Okulu'nu bitirdi. 15 yıl görev yaptıktan sonra ordudan ayrıldı. Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü'nde çalıştı, sonra Çalışma Bakanlığı'nda iş müfettişliği yaparak emekli oldu.
Aksaray, İstanbul'da "Kitap" adlı bir yayınevi açtı (1959-1969). Yaşamını Kadıköy'de sürdürüyor.
Fazıl Hüsnü Dağlarca Türk edebiyatının en önemli şairlerinden biridir. Dağlarca'nın şu ana kadar 134 şiir kitabına imzasını attığı bilinmektedir. Ayrıca 93 yaşındaki şair, 30 adet şiir kitabı daha çıkarabileceğini söylemektedir.
"Uluslararası Şiir Forumu'nun" 1967 oturumunda en başarılı Türk şairi seçilmiştir.
Eserleri [değiştir]
• Havaya Çizilen Dünya (1935)
• Çocuk ve Allah (1940)
• Taş Devri
• Daha (1943)
• Çakır'ın Destanı (1945)
• Toprak Ana (1950)
• Aç Yazı (1951)
• Asû (1955)
• Türk Olmak (1963)
• Haydi (1968)
• Horoz (1977)
• Notron Bombası (1981)
• Dört KAnatlı Kuş
• Uzaklara Giyinmek (1990)
• Dildeki Bilgisayar (1992)
• Çiçek
• İmin Yürüyüşü (1999)
• İçimdeki Şiir Hayvanı (2007)
• Arkası Siz (2007)
• Genç (2007)
• Orda Karanlık Olurum (2007)
• Bura Hiroşima'dır
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, (d. 27 Mart 1889, Kahire-Mısır – ö. 13 Aralık 1974). Türk romancı, şair, diplomat. Bir dönem senatörlük de yapmıştır.
Yazarlığa Ümit, Servet-i Fünun, Resimli Kitap gibi dergilerde başladı. Fecr-i Aticiler'in "sanat şahsi ve muhteremdir" görüşünü paylaştığı ve "sanat için sanat" yaptığı bu ilk döneminde Nirvana adlı bir oyun, makaleler, denemeler, düzyazı şiirler ve öyküler yazdı.
1921’de Ankara’nın çağrısıyla Anadolu’ya geçen ve Atatürk’ün yakın çevresine giren, 1923’de Mardin’den milletvekili seçilen 1923’de çıkardığı kadro dergisinde savunulan düşüncelerden elçilikle iç politikadan 1955’de uzaklaştırılan, 1957’de ulus gazetesi başyazarlığı ile aslında hiçbir zaman kopmadığı iç politikaya aktif olarak yeniden, 27 Mayıs sonrası kurucu meclis üyeliğinin ardından 1961’de Manisa’dan CHP Milletvekili seçilen ve 14 Ekim 1962’de CHP’nin Atatürk ilkelerinden ödün verdiğini öne sürerek parti üyeliğine istifa edip 1965 seçimlerine kadar bağımsız milletvekilliğini sürdürmüştür.
Yayımlanmış eserleri [değiştir]
• Bir Serencam (1913)
• Kiralık Konak (1921)
• Nur Baba (1922)
• Rahmet (1923)
• Hüküm Gecesi (1927)
• Sodom ve Gomore (1928)
• Yaban (1932)
• Ankara (1934)
• Ahmet Haşim (1934)
• Bir Sürgün (1937)
• Atatürk (1946)
• Millî Savaş Hikâyeleri (1947)
• Panorama 1 (1950)
• Panorama 2 (1954)
• Zoraki Diplomat (1954)
• Hep O Şarkı (1956)
• Anamın Kitabı (1957)
• Vatan Yolunda (1958)
• Politikada 45 Yıl (1968)
• Gençlik ve Edebiyat Hatıraları (1969)
• Erenlerin Bağından
Yahya Kemal Beyatlı
(2 Aralık 1884 - 1 Kasım 1958), Türk şair ve yazardır. 1884 yılında Üsküp 'te dünyaya gelmiştir. Asıl adı Ahmed Agâh'tır. İlk öğrenimini Üsküp'te gördü. İstanbul Vefa Lisesi mezunudur. Başlangıçta Sultan II.Abdülhamit yönetimine karşı muhaliflerin safında yer alarak Paris'e gitti. Fransa 'da siyasal bilgiler okurken hocası Albert Sorrel'in etkisinde kalarak düşüncelerinde değişmeler oldu.
Fransa'da 9 yıl kaldı. Fransız Edebiyatı'nı ve edebiyatçılarını yakından tanıma imkânı buldu. Onlardan etkilendi. Doğu Dilleri Okulu'na devam ederek Arapça ve Farsça 'sını geliştirdi. Divan şiiri üzerinde yoğunlaştı.
1913 yılında İstanbul'a döndü. Darüşşafaka, Medresetü'l-Vâizin ve Darülfünûn'da tarih ve edebiyat dersleri okuttu. Gazete ve dergilerde yazılar yazdı. Lozan Konferansı'na katıldı. 1923'te Urfa Milletvekili seçildi. Çeşitli ülkelerde diplomatik görevler alarak Türkiye'yi temsil etti. Yozgat, Tekirdağ ve İstanbul Milletvekilliği yaptı. Pakistan Büyükelçiliği görevindeyken emekli oldu (1949) ve yurda döndü.
Tedavi için Paris'e gitti. Bir yıl sonra da öldü (1958). Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en büyük temsilcilerinden birisidir.Edebiyata ilk atıldığı vakiter Bakî'nin bir taklitçisi olarak lanse edilmiştir ama onun sanat dehası daha sonra bu çevrede kendisinin çağında kendine özgü bir şair olduğunu kanıtlamıştır.
Edebiyat tarihi ve edebiyat tarihçileri "Dört Arzucular" olarak adlandırılan içinde Tevfik Fikret, Mehmet Akif Ersoy ve Ahmet Haşim'in bulunduğu kavram ayırımı içine koymuştur. Şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmış olmasına rağmen tek bir şiiri bu konu da istisna olmuştur: O da, 11'lik hece vezniyle yazdığı Ok şiiridir. Klasik şiirimizin temel özelliklerine bağlı kalarak, kendine özgü bir şair olmuştur.Sanatta ve edebiyatta millî ve manevî değerlere bağlı kalmıştır. Şiirlerinde görülen ritim ögesi daima aynı sürer. Kurduğu bu ritimde anlatmak düşünce ya da his yavaş yavaş dizelere yayılmaya başlar ve her anlam ayırımında araya müziği bir perde gibi koyarak ses ve anlam kavramınının her ikisinin de biribiri içinde yitip gitmesini önler. Bunda o kadar başarılıdır ki Süleymaniye'de Bayram Sabahı adlı şiirinde okuyucu tarihi bir iklimin yanı sıra müzikal ve ruhî bir havaya sokar, bu havayı takiben de tarihi dekor ve değinişler okuyucuda manevi bir güç yaratır. Şiirlerinde zaman zaman hayranı olduğu
Yahya Kemal Beyatlı, şiirde mükemmelliği aradığı için olsa gerek, yaşadığı sürece şiirlerini kitap hâline getirmemiş; ancak ölümünden sonra kurulan Yahya Kemal Enstitüsü'nün yardımı ile şiirleri kitap halinde basılmış; bir çoğu da, başta Münir Nurettin Selçuk ve Osman Nihat Akın olmak üzere ünlü bestekârlar tarafından bestelenmiştir. Endülüs'te Raks, Aziz İstanbul, Rindlerin Ölümü, Sessiz Gemi... gibi.
Şiirler:
1. Bitmemiş Şiirler 2. Kendi Gökkubbemiz 3. Eski Şiirin Rüzgarıyla 4. Rubailer ve Hayam Rubailerini Türkçe Söyleyiş
Nesirler: . Aziz İstanbul 2. Eğil Dağlar 3. Siyasi Hikayeler 4. Edebiyata Dair
Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..